27 Mayıs 2015 Çarşamba

TUTUNAMAYANLAR!

Tutunamadık. Ne bir uçurumun kenarına ne de bize umarsızca uzatılan ellerin hiçbirine tutunamadık. Yüksek kulelerde belli belirsiz yalpalanırkende dahi kendimizi garantiye almak adına tutunacak en ufak bir şey bulamadık, belki de hiç aramadık. Velev ki biz, bir işin ucundan bile tutamadık. Öyle bir sergüzeştin içinde, her şeyin o kadar ortasında kaldık ki, evrenin dengesi adına kıpırdamamakta karar kıldık. Belki de bu bahanenin arkasına öyle bir sığındık ki, bizi bulana kadar kaybolduğumuzu bile anlamadık. İşte biz böyle bir paradoksun içinde sonsuz bir acıya tutuklu kaldık. Kendi yağımızda kavrulurken yandık, bazende hayatın acımasız olduğu fikri altında cirit attık. İnanmak istemedik ama körü körüne inandık. Hayatın her zerresinden rahatsızlık duymayı farkında olmadan vazife edindik kendimize. Ve de duyulan çığlıklar atmayı hissettirmeden kendimize yasakladık. Artık susmanın vakti, üstelik daha her şey söylenmemişken. Çekip gitmeyi bileceksin ya da susup beklemeyi. Çünkü bir başımıza değiliz, hele tek hiç değil. Aslında bu hayatta herkes "Bir Tutunamayan".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder