Acı sevilir mi diyorlar, acıyı sevene de mazoşist. Oysa mazoşistlik psikolojik bir rahatsızlıktır.
Acıyı sevmek ise yöntemine ve niyetine göre değişir. Eğer acı senin insanlığından bir parça ise o acı mazoşistlik değil varoluşsal bir gereksinimdir. Şöyle ki insan olma koşulundan biride acı çekmektir.
Hayatta her zaman istediğimiz şeyler olmaz. Böyle durumlarda içimizden bir şey kopar. Bu bazende can çekişmeye benzer. Eğer biz bir acı karşısında acıyla ağlıyorsak bu acıya ihanettir. Acıya, acıyla gülmek gerekir.
Acı, kapanmayan bir yarayı sürekli kaşımak gibidir bir bakıma. Bir nefes gibi muhtaç olduğundur.
Anlık çektiğiniz acılar acı değil geçici bir korkudur. Oysa acı
dediğimiz olay tüm hücrelerinle hissedebileceğin derin bir kuyudur. Dibi gözükmeyen hissettikçe daha da
anlamdırabileceğin bir gökyüzüdür. Ufukta görünen uzak bir adadır. Ulaşmaya çalıştığın ulaşılmazındır. Acı
kalbinde kapanmaya bile yeltenmeyen, yeltense bile daha da kanayan bir yaradır.
Acı, bazen de kabuklarımızı kendi elimizle soymaktır. Onunla yüzleşmek ve ona sırf acı oluğu için katlanmaktır.
Acı, hissedilmeyi talep eder. Öyle acı çekiyorum demekle de acı çekilmez. Onu içinde hissetmen gerekir.
Eğer hissetmeyi bilirseniz acı çiçekten de zariftir.
Mutlulukta acıdan doğmadı mı sanki ?
Şimdi ben size soruyorum. ACIYI SEVMEMEK OLUR MU ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder