20 Mayıs 2014 Salı

TEORİLER VE KADER


“Bu yazıyı okumak kaderinizde varmış” demem için sizin kadere inanmanız gerekir. Eğer kadere inanmıyorsanız bu yazıyı şans eseri ya da tesadüfen okudunuz. Peki bu kader dediğimiz olay nedir, ne değildir ? Nasıl açıklanır ve nasıl inkar edilir ? Bugünkü yazımızda kader olgusunu benimseyen ve reddeden birkaç teori üzerinde duracağız.

     Laplace şeytanı, bizim şans olarak tanımladığımız rastlantısal olayları açıklamaya yönelik bir teoridir. Parayı attığımızda yazı ve ya tura gelmesi bizim için yüzde ellilik bir şans iken Laplace’ye göre sonucu değiştirmek bizim elimizdedir ve aslında şans diye bir şey yoktur. Açmak gerekirse parayı atış hızımızı ve açısını, yerçekimi ivmesi, rüzgarın yönü ve şiddeti gibi değerleri bilirsek hesaplamalar sonucunda paranın yazı mı tura mı geleceğini belirleyebiliriz. Fakat biliyoruz ki, o kadar kısa sürede bunu hesaplamak insanoğlunu aşacak derecede zor. Ve yine biliyoruz ki bizim bunu yapamayacağımız, imkansız olduğu anlamına gelmiyor.

       Adam Fawer’in  kitabında da sözü edilen ve “… bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek –ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek- aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecekte geçmiş gibi gözlerinin önüne serilir” diye anlatılmıştır.

      Sonuç olarak Laplace kadercilerin teorisidir ve geleceği bilebilecek tek varlık Tanrı’dır. Yani Tanrı var ve kader mümkündür.

        Diğer bir teori ise Heisenberg’in Belirsizlik ilkesidir.
“Elektronun herhangi bir yeri ve hızı aynı anda belirlenemez” diye ortaya atılan teori, fiziksel dünyada her zaman bir belirsizlik olduğunu ileri sürmüştür. Bir şey ne kadar kesin olursa bir o kadar da belirsiz olur. Bu da takdir edersiniz ki bir nevi kader görüşünü ortadan kaldırır. Hiç  bir şey kesin olarak bilinemez ve buna binaenaleyh kader diye bir şey söz konusu olamaz. Daha çok ateist kesimin sığındığı bu teori daha sonralarda Hooft tarafından çürütülmeye mahkum edilmiştir. Bir atom parçacığının nerede ve ne hızda hareket edeceğini 43 saniye önceden tespit eden bir model geliştiren Hollandalı fizikçi Hooft, semavi dinlerin savunduğu kader kavramına karşı çıkan bilim adamlarının dayanak gösterdiği teoriyi çürüttü.

           Fakat unutmamakta fayda var, bu teoriler “kader” baz alınarak ortaya atılmamıştır. Dolaylı olarak kader ile ilişkilendirilmişlerdir. Kader inandığımızdır. Kaderin varlığı ve ya yokluğu eninde sonunda bir gün anlaşılır. İnanıp ya da inanmamak sadece sonucu etkiler.

       Sevgili vatandaşlarım kaderde varsa yine buluşuruz ya da bir gün yine rastlaşırız. Sağlıcakla..





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder