12 Nisan 2014 Cumartesi
ZAMAN
Bugün zaman olgusu üzerinde yoğunlaşacağım. Takdir edersiniz ki "zaman" üzerinde düşünülmesi gereken muazzam bir şey. "Bir şey" dedim çünkü belirli bir tanım yapmak çok zor. "Muazzam" dedim çünkü çok ince ayarlı ve bol fikre açık.
Geçmişe dönersek bazılarımız için bizi elmadan soğutan saygıdeğer adam Isaac Newton'un "Zaman her yerde aynıdır." görüşüne karşılık Einstein babamızdan gelen tepki müthişti. Einstein zamanın göreceli olduğunu, ışık hızına yaklaştığımızda yavaşladığını ve ışık hızına ulaştığımızda ise zamanın durduğunu savunmuştur. 1915 yılında öne sürdüğü "Özel Görelelik Kuramı" zaman hakkında kafalarda yeni soru işaretlerine yol verdi.
Başka bir konuya değinecek olursak bir geçmiş zaman vardır birde gelecek zaman. Ben bu yazımı şimdiki zamanda yazıyorum. Ama siz bu yazıyı kendi şimdiki zamanınızda okurken ben o yazıyı geçmişimde yazmış olacağım. Şimdi ben geleceği mi yazmış oldum? Yine karıştı kafam benim. Sizinde karışsın. Ne derler su bulanmadan durulmazmış.
Peki, başka bir şey daha. Zaman aktı geçti deriz. Akıp giden zaman mıdır gerçekten ? Bu demek oluyorki zaman arka plandadır ve biz insanlar küçük detaylarız. Hayır, yanlış oldu. Çünkü zaman sadece insanlara ait değildir. Bitkiler zamanla çürür, hayvanlar zamanla ölür hatta eşyalar zamanla eskir hatta ve hatta anılar zamanla özlenir. Takdir edersiniz ki zaman çok geniş bir kavram.
Ve en önemli soru. Zaman neden vardır ? Bu başta benim kafamı kurcalasa da daha sonralarda bu sorunun "Kırmızı rengin ağırlığı nedir ?" sorusuna eşdeğer olduğunu farkettim. En basitinden zaman olmasa ben bu yazıyı yazmadan siz bu yazımı okur olurdunuz. Espiriye vurmak gerekirse müfredattan tarih dersleri de kalkabilirdi.
Sizi sıkmadığımı umuyorum daha doğrusu ummak istiyorum. Başka bir "zaman"da bu konu hakkında ayrıntılı olarak tartışmayı dört gözle bekliyorum. İyi vakitler.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder