17 Mart 2015 Salı
Efsun-u Azap
Benim en çok etkilendiğim fotoğraftır bu. Bütün yaşanmışlıkların ya da yaşanmamamışlıkların ağırlığı var üstünde. Acının en açık renginden tutun beyazın acıtan tonuna kadar her türlü somut ve soyut kavramların yerden göğe kadar hak bulduğu kalabalık bir mezbahanın tasviridir bu. Anılarımızın birer aynası, şahit olduklarımızın birer damgasıdır. Bazende kendimizden başka kimseye olmayan sitemimizle kaldığımız dört duvar arasındaki küçük bir "belki" umudumuzdur. Bu hayatta herkes bir şeyler kaybetmiştir. Bazılarımız ulu orta yaşamıştır bazılarımız ise çokta farkında olmayarak gün içerisine bir karmaşaya kurban vermiştir kendini. Bir kaşık suda gemileri batanda vardır, koca bir deryada çıkacak bir ada bulan da. İşte bu hayal perdesi, insanı hiçbir surette bir sınıfa mensup etmeyerek pişmanlıkları ve umutları bir bir ipe diziyor. Zaman geçiyor, hep en çok saatler çalışıyor. Ve bu arada insan, dününü düşünüp yarınını merak ederek meşgul ediyor kendini. Oysa BUGÜN değil midir dünü var eden ve yarını şekillendiren? İşte tamda bugün, bu fotoğrafa bakmak gerekir. O uçsuz bucaksız yolda bir süzülmek gerekir. Bu aciz bedenden sıyrılıp o yüce divana bir ulaşmak gerekir. Ben bu fotoğrafa hep bakarım, keşke sizde hep baksanız. Her gün mutlaka dinlediğiniz bir şarkı, her gün mutlaka andığınız bir insan, her gün mutlaka baktığınız bir fotoğraf varsa; doğunun yada batının, gecenin yada gündüzün, güzelin yada çirkinin artık pek bir önemi yoktur. Şimdi gördünüz mü fotoğraftaki efsunlu kokuyu, hissettiniz mi beyaz rengi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder